23 Ağustos 2010 Pazartesi

Gelirken Satırlarımın sonuna...

Bir haziran gecesinde başlayan içimdeki kıpırtı sonunda duruldu ve gecenin karanlığına kendini bıraktı...

Her ne kadar bırakmak istemesem de o beni bıraktı ve düşmeye başladı ne kadar derine uzansamda artık tutamıyorum elini çünkü o el tutulmak istemiyor...

Her geçen gün anlıyorum ki bir sanal gerçekliğin içinde ki oyun kahramanıymışım , halbuki bu dünya benim için gerçekti.
Bir kaçış, bir zaman geçirme yolu, bir eğlence olduğumu bilmiyordum herşeyi gerçek zannedip mutlu oluyordum.

Gerçekle yüzleşmek o kadar acı olabiliyor ki bazen insan yaşadığına yaşıycağına lanet ediyor ama ben etmiyorum iyiki yaşamışım iyiki yaşanmışlık var,güzel günlerdi diyip geçiyorum sadece, her ne kadar geri istesemde o günleri.

Aslında üzgünde değilim, sadece kırgınım ve biraz da yorgunum. Gerçeklerle yüzleşmeli ve artık yoluma devam etmeliyim, herkes gibi bende rüyalarda yaşamak isterdim ama zannedersem uyanmanın vakti geldi...

Ve gelirken satırlarımın sonuna Deniz Seki takılıyor kulağıma;

"Bu yürek ilk defa bugün kırılmıyor,
Ben unuttum desem de yerin hala dolmuyor."

Saygılar.....

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Şüphe...

Sağlıklı bedende kanayan yaradır şüphe ve iyileşmez asla. İnsanın aklında hep bir acaba kalır ki en tehlikeli safhası budur çünkü bu safhada yara gittikçe büyür , büyüdükçe etkisi artar. Bir süre sonra gerçeklikle şüphe yer değiştirir, insan için şüpheleri gerçek gerçekleri şüphe olur.Bu hastalıklı ruh hali elinde ki ni avucunu sonuna kadar yitirene kadar sürer. Elinde avucunda bişey kalmayınca da artık şüphelenicek bir şeyi kalmayan insan şüphelerinden kurtulur.Bu sefer de keşkelerle dolu bir pişmanlık sarar insanın dört bir yanını ve işte ondan hiç kurtulamaz insan...