Epey oldu aklıma gelmiyor bloğa yazmak. Bilmiyorum belki ihtiyaç duymadım fazla, bu gün ne farkı var dersen sevgili blog okuyucusu, (var mısınız onu da bilmiyorum ya neyse) bugün birileri ile konuşmak istedim,insanların gözlerinin içine baktım konuşalım diye ama kimse anlamadı. Gün geçtikçe yeni dallamalıklar icat ediyorum bugün sakallarım yarın kim bilir ne olur. Dikkat çekmek istediğimi düşünüyorum beklediğim etkiyi de yaratıyor ama hala eksik olan bir şeyler var.
Cep telefonumda ki notları silmem gerek biri okursa yanarım. (Bir düşünce sadece.)
Hayat giderek Rutine bağlanıyor ve ben giderek kendimi kaybediyorum, sanki elimi biri tutuyor sürekli dibe çekiyor, üzerimde bir ölü toprağı var hareket etmeye korkar oldum, san ki bişey bekliyorum ama ne beklediğimi bilmiyorum umarım çok dibe inmeden beni bulur zira ben onu bulabilicek durumda olduğumu zannetmiyorum...
Yıllar önce bir kızla tanıştım hayat dolu, güler yüzlü, en karanlık anında gelse etraf günlük güneşlik olur, çok istedim söylemek bunları birşeyler içelim demek ama söyleyemedim, hala da söyleyemiyorum. boğazımda kalıveriyor. Onun hala gözleri gülüyor, inşallah o gözlerden hiç yaş gelmez.
Elim kolum bağlı bekliyorum , bir bilsem ne beklediğimi belki bulurum önümden geçerse kaçırmam ama bilmiyorum.
Neyse Blog , ben gidiyorum bir athena şarkısıyla.
Ansızın sahipsiz ,gelir ya , o zamanlar...
14 Aralık 2010 Salı
24 Eylül 2010 Cuma
Uykuuuu!!!
Salon da ki kanepeye geçtiğimden beri sabahları uyanamıyorum. Uyanamayışlarımı uyku düzenimi bozmaya ve geç yatmama bağlıyordum ki Fatih de bir gece kalınca öyle olmadığını anladım. Demekki yattığım yer beni uyutmuyor. Eskiden 4 e kadar oturup 8 de kalkıp işe gitmek sorun olmazdı. şimdi oluyor , olmuyor yani.
İşe bir uyku halinde geliyorum, saat 1 e kadar ayılamıyorum zor geçiyor sonrası.Galiba özledim yatağımı...
İşe bir uyku halinde geliyorum, saat 1 e kadar ayılamıyorum zor geçiyor sonrası.Galiba özledim yatağımı...
23 Eylül 2010 Perşembe
Fizy Çalışıyorrrrr
O kadar alışmıştım ki varlığına , bilgisayarımda mp3 kalmadı. yada bir yerlerde varsa ben bilmiyorum.. Listelerim ve mood özelliği ile gönlüme taht kuran fizy dün çalışmadı. Çok üzüldüm. hakkat üzüldüm yani. Şimdi çalışıyor. beni bırakma Fizy bir daha.çok korkuttun. Galiba seviyorum seni....
20 Eylül 2010 Pazartesi
Alex Çıkarken!!!
O anda hissetiklerimi açıklayabilmek için geriye dönüp öğlen saatlerine bakmak lazım...
Saat 15:00 Bakırköy deniz otobüsleri iskelesinde deniz otobüsünün gidişini izledim, kaçırdım yani. Daha 1 saat vardı,hava sıcaktı büfeden su alıyım dedim büfeci çocuk;"abi soğuk kalmadı fenerliler bitirdi" dedi. Evet maça ilgi vardı. Tamam icetea alıyım o zaman diyerek ordan uzaklaşırken etrafıma bakındım tek tük gelen taraftarlara gözüm kayıyordu acaba dolacakmıydı iskele. 15:55 civarı deniz otobüsü geldi ve bindim. Önce Yenikapı sonra Kadıköy ordanda Bostancı yapıcaktı. En öne kuruldum yeni bir araçtı bu önünde cam vardı , güzeldi Kadıköye kadar izledim denizi. Kadıköyde inerken fark ettim ki bütün araç boşalıyordu Sarısıyla lacivertiyle.İlgi gösterilmeyen maça binlerce Fenerbahçeli gelmişti.16:25 civarı yoğurtçu parkında şarkılarla , tezahüratlarla eğlenen taraftarıların arasına oturduk. Gün eğlenceli başlamıştı, eğlenceli de gidiyordu.
Maç saatine doğru stad da ki yerimizi aldık. Futbolcular çıktı ,teker teker tribünlere çağırıldı.Buraları hızlı geçicem. ilk yarı bitti fenerbahçe öndeydi,sürekli bağırmaktan başım ağrımıştı ve başımın ağrısından boynumdaki atkıyı başıma sarıp sıkmıştım. Takım kötü değildi de bir şeyler tutuyormuş gibi oynuyor.Emre 2. yarı yok tamam sakatlanmış olabilir diyoruz. Stoch u arıyoruz sahada ama yok. Özer giriyor. Başlıyor beşiktaş yüklenmeye ama fırsatlar yakalıyoruz dia ile kaçan pozisyonlar var alex kaçırıyor.biz stoch u beklerken Aykut hoca Cristianı çağırıyor ve kalkan tabelada Alex in numarası yanıyor.O anda neler hissettiğimi sanırım anlatamadım. Şu yukarda yazdığım herşey gibi boş hissettim. Maçın gerisi mi ? Boş verin gerisini orda Alex yok....
Saat 15:00 Bakırköy deniz otobüsleri iskelesinde deniz otobüsünün gidişini izledim, kaçırdım yani. Daha 1 saat vardı,hava sıcaktı büfeden su alıyım dedim büfeci çocuk;"abi soğuk kalmadı fenerliler bitirdi" dedi. Evet maça ilgi vardı. Tamam icetea alıyım o zaman diyerek ordan uzaklaşırken etrafıma bakındım tek tük gelen taraftarlara gözüm kayıyordu acaba dolacakmıydı iskele. 15:55 civarı deniz otobüsü geldi ve bindim. Önce Yenikapı sonra Kadıköy ordanda Bostancı yapıcaktı. En öne kuruldum yeni bir araçtı bu önünde cam vardı , güzeldi Kadıköye kadar izledim denizi. Kadıköyde inerken fark ettim ki bütün araç boşalıyordu Sarısıyla lacivertiyle.İlgi gösterilmeyen maça binlerce Fenerbahçeli gelmişti.16:25 civarı yoğurtçu parkında şarkılarla , tezahüratlarla eğlenen taraftarıların arasına oturduk. Gün eğlenceli başlamıştı, eğlenceli de gidiyordu.
Maç saatine doğru stad da ki yerimizi aldık. Futbolcular çıktı ,teker teker tribünlere çağırıldı.Buraları hızlı geçicem. ilk yarı bitti fenerbahçe öndeydi,sürekli bağırmaktan başım ağrımıştı ve başımın ağrısından boynumdaki atkıyı başıma sarıp sıkmıştım. Takım kötü değildi de bir şeyler tutuyormuş gibi oynuyor.Emre 2. yarı yok tamam sakatlanmış olabilir diyoruz. Stoch u arıyoruz sahada ama yok. Özer giriyor. Başlıyor beşiktaş yüklenmeye ama fırsatlar yakalıyoruz dia ile kaçan pozisyonlar var alex kaçırıyor.biz stoch u beklerken Aykut hoca Cristianı çağırıyor ve kalkan tabelada Alex in numarası yanıyor.O anda neler hissettiğimi sanırım anlatamadım. Şu yukarda yazdığım herşey gibi boş hissettim. Maçın gerisi mi ? Boş verin gerisini orda Alex yok....
8Taşın Kıçını Kim Kurtardı...
(1)
başta futbolcular,dışarıya atması zor olan posizyonlarda gökhan gönül,alex,niang,dia ,bazıları tek, bazıları ikişer posizyonu gole çeviremediler.ikinci aykut kocaman,yine o çok büyük düşünen beyniyle döktürdü. bir baktık ikinci yarı, emre yok.NE OLDU? sakat,.ulan ne sakatı.paraları milyon dolar cebe koyarken sakat falan değilsiniz.geberene kadar oynayacaksınız.ölünüz çıkacak sahadan o zaman anlarım ben sakatlığı.adalem gerdi,bilmem nerem esnedi,kılım döndü.ne bu be? şurda topu topu oynayacağınız 2 tane maç var biri gese biride bu yarım ,arabacı takımı.arkadan büyük düşünür ve taktik dehası aykut efendi alex'i de oyundan almazmı.!!peki kazım nerde?sana mı kaldı kazımın terbiyesi sen oynadığı topa bak.,zamanında sen çok terbiyeliydinde ne oldu.matmazel ile beraber kovuldun..bak geseye açıkta bulmuş şey gibi atlıyor kazımın üstüne.peki ya stoch?peki Fener çift forvet oynamayacakmı?bir şey çok merak ediyorum bu semih hanginizin neresine ne yaptıda oynatmıyorsunuz.giden,gelen kesiyor.seninle daum kazması arasındaki fark ne.?birinizin yaşlı,birinizin genç olmasımı?
(2)
tv 8 de maç yorumu yapılıyor.Duayen olduğu söylenen yönetici, nasıl duayense muhatabı ne derse onaylıyor.öbürüde beşiktaşlı.anlatıyor beşiktaş süper oynadı.Fener 10 dakika oynamış önemli olan bütün maç boyunca oynamakmış 3 sene önce şampiyon olurken öyle demiyordu ben puana bakarım kötü oynıyalım puan bizim olsun diye sallıyordu.arka arkaya yüzde yüz gol posizyonlarını görünce aptallaştı.güya acısını hafifletecek.birde Fenerin attığı goller eğer duran topsa herkez kızıyor.duran top canım o. oynamadılarki..bu yorumcuda aynı kafada ezikliğini atacak ya, kontratak yaptılar oynamadılarki,biz oynadık sınıfı geçtik süperdik.koysalardı 7-8 taneyi o zaman görürdün oynamayı.gelelim hakeme şimdi bu hakem ile ilgili üniversitede doktora tezi hazırlamak lazım.klinik vaka ama tedavi kabul etmiyeninden neden? genlerinden ötürü
kim bunun babası? eski hakem gese liği ile öne çıkmış.peki bu hakemin Fener,gese maçındaki icraatını hatırlıyan varmı.?ya şu kadar yazacam penaltıyı çaldı yüzünün ifadesini gösterdi televizyon adam ORGAZM olmuş.daha ne diyeyim.böylece ikinci 8taş vakasını bizim topçular bir taraftan,süper duruşlu teknik adamımız bir taraftan,klinik vaka hakem bir taraftan hep beraber kotardık.beşiktaşında kıçını kurtardık.yoksa 7-8 olsaydı ne başkanları kalırdı ne teknik adamları nede gutileri,mutileri.şu Fener bide top oynasa bunlara göre oynamıyor ya o zaman ne diyecekler. çok merak ediyorum.
Oktay Bey (Babam olur kendileri.... )
3 Eylül 2010 Cuma
Dağ Başını Duman Almış...
Türkiye genç ağırlıklı ilk beş ile çıktığı genç çin önünde 47 sayı farkla galip geldi.Kazanma alışkanlığı ve turnuva ciddiyetini göstermesi açısından iyi bir skor olsada rehavete kapılmanın anlamı yok.Sonuçta biz 1.liği Çin de 4.lüğü maç başlamadan garantilemişti.Rahat bir maç oldu.
Bir sonraki turda rakip Fransa,dikkat edilmesi gereken boş bırakılmaması gereken bir ekip.Ankara seyircisi işini çok güzel yaptı (Dağ Başını Duman bile aldı). Şimdi sınav İstanbul Seyircisinin. Alın biletleri gidin maça, Kırmızı giyin.
Sonra da ;
Daaaağğğ Baaaaaşını Duumaaaann Aaaaaaalmışşşşşşşşşş.......
Bir sonraki turda rakip Fransa,dikkat edilmesi gereken boş bırakılmaması gereken bir ekip.Ankara seyircisi işini çok güzel yaptı (Dağ Başını Duman bile aldı). Şimdi sınav İstanbul Seyircisinin. Alın biletleri gidin maça, Kırmızı giyin.
Sonra da ;
Daaaağğğ Baaaaaşını Duumaaaann Aaaaaaalmışşşşşşşşşş.......
2 Eylül 2010 Perşembe
Blog da değişikliğe gittik
Evet blog da değişkliğe gittim.Çok yaratıcı bir insan olmadığım için böyle bir şey yaptım umarım bir şeye benzer.
Evet bütün maçlar gece oynansın istiyorum ve bundan sonra spor hakkında yazıcam. Beni takip edin.
Evet bütün maçlar gece oynansın istiyorum ve bundan sonra spor hakkında yazıcam. Beni takip edin.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
Gelirken Satırlarımın sonuna...
Bir haziran gecesinde başlayan içimdeki kıpırtı sonunda duruldu ve gecenin karanlığına kendini bıraktı...
Her ne kadar bırakmak istemesem de o beni bıraktı ve düşmeye başladı ne kadar derine uzansamda artık tutamıyorum elini çünkü o el tutulmak istemiyor...
Her geçen gün anlıyorum ki bir sanal gerçekliğin içinde ki oyun kahramanıymışım , halbuki bu dünya benim için gerçekti.
Bir kaçış, bir zaman geçirme yolu, bir eğlence olduğumu bilmiyordum herşeyi gerçek zannedip mutlu oluyordum.
Gerçekle yüzleşmek o kadar acı olabiliyor ki bazen insan yaşadığına yaşıycağına lanet ediyor ama ben etmiyorum iyiki yaşamışım iyiki yaşanmışlık var,güzel günlerdi diyip geçiyorum sadece, her ne kadar geri istesemde o günleri.
Aslında üzgünde değilim, sadece kırgınım ve biraz da yorgunum. Gerçeklerle yüzleşmeli ve artık yoluma devam etmeliyim, herkes gibi bende rüyalarda yaşamak isterdim ama zannedersem uyanmanın vakti geldi...
Ve gelirken satırlarımın sonuna Deniz Seki takılıyor kulağıma;
"Bu yürek ilk defa bugün kırılmıyor,
Ben unuttum desem de yerin hala dolmuyor."
Saygılar.....
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Şüphe...
Sağlıklı bedende kanayan yaradır şüphe ve iyileşmez asla. İnsanın aklında hep bir acaba kalır ki en tehlikeli safhası budur çünkü bu safhada yara gittikçe büyür , büyüdükçe etkisi artar. Bir süre sonra gerçeklikle şüphe yer değiştirir, insan için şüpheleri gerçek gerçekleri şüphe olur.Bu hastalıklı ruh hali elinde ki ni avucunu sonuna kadar yitirene kadar sürer. Elinde avucunda bişey kalmayınca da artık şüphelenicek bir şeyi kalmayan insan şüphelerinden kurtulur.Bu sefer de keşkelerle dolu bir pişmanlık sarar insanın dört bir yanını ve işte ondan hiç kurtulamaz insan...
25 Mayıs 2010 Salı
Biten Aşkların Ardından
"Bazen insanı sıkar bu cümle ,bazende sevince boğar nedensizce" gibi cümleler kurmıycam , hayır gerek yok.
Evet sevmedim mi sevdim hemde çok, üzülmedim mi üzüldüm oda çok fazla ama bitti artık.Peşinden daha koşmanın bir anlamı yok.
Rüzgar elbet bir yerden esicek ve bu geminin yelkenleri tekrar dolucak yeni rüzgarlarla.Belki poyraz,belki karayel belki de meltem nereye gidilicek hiç belli değil. İçimde bir Duygu var bu sefer kara görünücek gibi...
17 Mayıs 2010 Pazartesi
Yolcu Yolunda Gerek
Hayatımız ne kadar değişmiş son 10 yılda fark ettiniz mi? İnternet hızıyla tüketme hızımız doğru orantılı oldu. Bir şeyi ne kadar çabuk elde edersek o kadar çabuk sıkılırız ya İnternet hızının artmasıyla ulaşılabilirlik kolaylaştı sadece dosya yada bilgi bazında konuşmuyorum, gerek insan ilişkileri gerek özel ilişkiler sıcaklığını kaybetti gibi. İnternet ten konuşmak yüz yüze 2 laf etmenin yerini aldı.Cep Telefonu, görüntülü konuşma, sms paketleri , cyber sex vs. her şeyi çabuk tüketiyoruz...
Yetişemiyorum, yoruldum.
Gripin çok bilinen şarkının Cover ını yapmış dinlemeden geçmeyin , mutlaka albümün mp3 ü köşede bir yerde duruyordur dinleyin işte, neyse yatıp uyuyım sabah iş var bana müsade.
23 Mart 2010 Salı
Hayat
Sürprizlerle dolu diyorlar ya hakikaten öyle.bir anda aldığınız bir haber moralinizi bozarken, bir anda aldığınız bir haber de sizi sevinçten havalara uçurabilir.
İstanbul'umda güneş açmış hayallere bir benim üzerimde geziyor bulutlar sanki sadece bana yağıyor hala yağmur,
Dipsiz bir kuyu var içimde sanki hiç dolmayacakmış gibi hissediyorum , gün geçtikçe daha da derinleşyor hissediyorum,
korkuyorum bir gün bende kaybolucam içinde, düşüp gidicem,
Bugün hava çok güzel ,ağaçlar çiçek açmış yalancı güneşe bilmiyorlar ki hava bozucak kara bulutlar geri gelicek rüzgar
esicek gök gürleyecek ve ben biraz daha uzaklaşıcam senden,ben uzaklaştıkça gün uzuycak,uzadıkça çekilmiycek hayat ta
ki noktayı koyma zamanı gelinceye kadar, orasıda burası zaten.
Bugünün konusu nokta... BUYURUN.
Sanki hergün bir diğerinden daha uzun hayat biraz daha çekilmez senden uzaklaştığım her günümde,
İstanbul'umda güneş açmış hayallere bir benim üzerimde geziyor bulutlar sanki sadece bana yağıyor hala yağmur,
Dipsiz bir kuyu var içimde sanki hiç dolmayacakmış gibi hissediyorum , gün geçtikçe daha da derinleşyor hissediyorum,
korkuyorum bir gün bende kaybolucam içinde, düşüp gidicem,
Bugün hava çok güzel ,ağaçlar çiçek açmış yalancı güneşe bilmiyorlar ki hava bozucak kara bulutlar geri gelicek rüzgar
esicek gök gürleyecek ve ben biraz daha uzaklaşıcam senden,ben uzaklaştıkça gün uzuycak,uzadıkça çekilmiycek hayat ta
ki noktayı koyma zamanı gelinceye kadar, orasıda burası zaten.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)