20 Eylül 2010 Pazartesi
8Taşın Kıçını Kim Kurtardı...
tv 8 de maç yorumu yapılıyor.Duayen olduğu söylenen yönetici, nasıl duayense muhatabı ne derse onaylıyor.öbürüde beşiktaşlı.anlatıyor beşiktaş süper oynadı.Fener 10 dakika oynamış önemli olan bütün maç boyunca oynamakmış 3 sene önce şampiyon olurken öyle demiyordu ben puana bakarım kötü oynıyalım puan bizim olsun diye sallıyordu.arka arkaya yüzde yüz gol posizyonlarını görünce aptallaştı.güya acısını hafifletecek.birde Fenerin attığı goller eğer duran topsa herkez kızıyor.duran top canım o. oynamadılarki..bu yorumcuda aynı kafada ezikliğini atacak ya, kontratak yaptılar oynamadılarki,biz oynadık sınıfı geçtik süperdik.koysalardı 7-8 taneyi o zaman görürdün oynamayı.gelelim hakeme şimdi bu hakem ile ilgili üniversitede doktora tezi hazırlamak lazım.klinik vaka ama tedavi kabul etmiyeninden neden? genlerinden ötürü
3 Eylül 2010 Cuma
Dağ Başını Duman Almış...
Türkiye genç ağırlıklı ilk beş ile çıktığı genç çin önünde 47 sayı farkla galip geldi.Kazanma alışkanlığı ve turnuva ciddiyetini göstermesi açısından iyi bir skor olsada rehavete kapılmanın anlamı yok.Sonuçta biz 1.liği Çin de 4.lüğü maç başlamadan garantilemişti.Rahat bir maç oldu.
Bir sonraki turda rakip Fransa,dikkat edilmesi gereken boş bırakılmaması gereken bir ekip.Ankara seyircisi işini çok güzel yaptı (Dağ Başını Duman bile aldı). Şimdi sınav İstanbul Seyircisinin. Alın biletleri gidin maça, Kırmızı giyin.
Sonra da ;
Daaaağğğ Baaaaaşını Duumaaaann Aaaaaaalmışşşşşşşşşş.......
Bir sonraki turda rakip Fransa,dikkat edilmesi gereken boş bırakılmaması gereken bir ekip.Ankara seyircisi işini çok güzel yaptı (Dağ Başını Duman bile aldı). Şimdi sınav İstanbul Seyircisinin. Alın biletleri gidin maça, Kırmızı giyin.
Sonra da ;
Daaaağğğ Baaaaaşını Duumaaaann Aaaaaaalmışşşşşşşşşş.......
2 Eylül 2010 Perşembe
Blog da değişikliğe gittik
Evet blog da değişkliğe gittim.Çok yaratıcı bir insan olmadığım için böyle bir şey yaptım umarım bir şeye benzer.
Evet bütün maçlar gece oynansın istiyorum ve bundan sonra spor hakkında yazıcam. Beni takip edin.
Evet bütün maçlar gece oynansın istiyorum ve bundan sonra spor hakkında yazıcam. Beni takip edin.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
Gelirken Satırlarımın sonuna...
Bir haziran gecesinde başlayan içimdeki kıpırtı sonunda duruldu ve gecenin karanlığına kendini bıraktı...
Her ne kadar bırakmak istemesem de o beni bıraktı ve düşmeye başladı ne kadar derine uzansamda artık tutamıyorum elini çünkü o el tutulmak istemiyor...
Her geçen gün anlıyorum ki bir sanal gerçekliğin içinde ki oyun kahramanıymışım , halbuki bu dünya benim için gerçekti.
Bir kaçış, bir zaman geçirme yolu, bir eğlence olduğumu bilmiyordum herşeyi gerçek zannedip mutlu oluyordum.
Gerçekle yüzleşmek o kadar acı olabiliyor ki bazen insan yaşadığına yaşıycağına lanet ediyor ama ben etmiyorum iyiki yaşamışım iyiki yaşanmışlık var,güzel günlerdi diyip geçiyorum sadece, her ne kadar geri istesemde o günleri.
Aslında üzgünde değilim, sadece kırgınım ve biraz da yorgunum. Gerçeklerle yüzleşmeli ve artık yoluma devam etmeliyim, herkes gibi bende rüyalarda yaşamak isterdim ama zannedersem uyanmanın vakti geldi...
Ve gelirken satırlarımın sonuna Deniz Seki takılıyor kulağıma;
"Bu yürek ilk defa bugün kırılmıyor,
Ben unuttum desem de yerin hala dolmuyor."
Saygılar.....
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Şüphe...
Sağlıklı bedende kanayan yaradır şüphe ve iyileşmez asla. İnsanın aklında hep bir acaba kalır ki en tehlikeli safhası budur çünkü bu safhada yara gittikçe büyür , büyüdükçe etkisi artar. Bir süre sonra gerçeklikle şüphe yer değiştirir, insan için şüpheleri gerçek gerçekleri şüphe olur.Bu hastalıklı ruh hali elinde ki ni avucunu sonuna kadar yitirene kadar sürer. Elinde avucunda bişey kalmayınca da artık şüphelenicek bir şeyi kalmayan insan şüphelerinden kurtulur.Bu sefer de keşkelerle dolu bir pişmanlık sarar insanın dört bir yanını ve işte ondan hiç kurtulamaz insan...
25 Mayıs 2010 Salı
Biten Aşkların Ardından
"Bazen insanı sıkar bu cümle ,bazende sevince boğar nedensizce" gibi cümleler kurmıycam , hayır gerek yok.
Evet sevmedim mi sevdim hemde çok, üzülmedim mi üzüldüm oda çok fazla ama bitti artık.Peşinden daha koşmanın bir anlamı yok.
Rüzgar elbet bir yerden esicek ve bu geminin yelkenleri tekrar dolucak yeni rüzgarlarla.Belki poyraz,belki karayel belki de meltem nereye gidilicek hiç belli değil. İçimde bir Duygu var bu sefer kara görünücek gibi...
17 Mayıs 2010 Pazartesi
Yolcu Yolunda Gerek
Hayatımız ne kadar değişmiş son 10 yılda fark ettiniz mi? İnternet hızıyla tüketme hızımız doğru orantılı oldu. Bir şeyi ne kadar çabuk elde edersek o kadar çabuk sıkılırız ya İnternet hızının artmasıyla ulaşılabilirlik kolaylaştı sadece dosya yada bilgi bazında konuşmuyorum, gerek insan ilişkileri gerek özel ilişkiler sıcaklığını kaybetti gibi. İnternet ten konuşmak yüz yüze 2 laf etmenin yerini aldı.Cep Telefonu, görüntülü konuşma, sms paketleri , cyber sex vs. her şeyi çabuk tüketiyoruz...
Yetişemiyorum, yoruldum.
Gripin çok bilinen şarkının Cover ını yapmış dinlemeden geçmeyin , mutlaka albümün mp3 ü köşede bir yerde duruyordur dinleyin işte, neyse yatıp uyuyım sabah iş var bana müsade.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)